23 Eylül 2015 Çarşamba

Nedenini sorma! Bende kalsın..

Birini düşündüğünüzde size sarfettiği cümlelerden, davranışlarından hem sinirinizin hoplaması hem de çok özlemiş olmanın verdiği, (ki hayatımda ilk defa gerçek anlamda birini özlüyorum ) tezat! Bu ne biçim bir duygu gelgitleridir anlayamıyorum.

Gerçekten çok ama çok özledim seni. Ama gelemiyorum. Gelmek istemiyorum. Aramak sormak istiyorum yapamıyorum. Seni bu kadar özleyeceğimi zannetmezdim be KÜÇÜK HANIM. 
Ama yine yapamayacağız, yine olmayacak. 

Hep söylerlerdi ya, severken ayrılmak. İşte bu! Çok sevip bir arada olamamak. Hiç dinlemedeğin müzikleri dinlemek. Aşkını düşünmek, hayatını düşünmek. Ahh küçük hanım ahh!!!

Bazı zamanlarda dualar ediyorum senin için. Çok mutlu ol inşallah diye. Sağlıklı ol diye... Sıhhatli ol diye... Kazadan beladan uzak dur, başına birşey gelmesin diye...

Belki de biriyle birliktesindir. Belki de mutlu ve heyecanlısındır. Bense kimseye yanaşmıyorum. Yanaşamıyorum...içimden gelmiyor ki! 


Ama pişmanlık yaşıyor musun dersen, evet yaşıyorum. 

Nedenini sorma! Bende kalsın...

Sen sadece mutlu ol.. Gerisi bende kalsın! 

21 Eylül 2015 Pazartesi

Ruh birlikte eğlenebildiği ama birlikte acısını paylaşamadığı ruha karşı soğur.

Bir adam arabasından inerken kaydı ve düştü, 
ayak bileği incindi. (Sonradan kırık
olduğu anlaşıldı.) Kapıda kendisini
karşılayan eşi arkadaşıyla konuşuyordu.
Adam canının yandığını, ayağının kırılmış
olabileceğini söyledi. Ama kadın “Aaa, öyle mi?” diyerek arkadaşıyla konuşmaya devam
etti, adam donakaldı... Hala donmuş
durumda, duygusu yok...
Bir başka adam babasının hasta olduğunu
öğrendiği için akşam babasına uğramak
istediğini söyleyince, eşi “Ama dışarıda
yemek rezervasyonumuz vardı.” cevabını
alınca üzüntüsünü içine attı...
Ve daha birçok örnek... Her gün
yaşadığımız, yaşattığımız... Kendimiz için önemli olan bir şeyi karşımız
için aynı önemde görmediğimiz onca olayın
içinde kalpler kırılıyor. İlişkiler can çekişiyor. Bazı önemli olaylar vardır, bunların
ıskalanması telafisi zor aralıklar koyar
insanların arasına. Sonra herkes unutmuş
gibi yapar. Bazen çaresizlikten, bazen de
durum acı verse de ilişkiyi bitirmek için
yeterince büyük görülmediğinden...
Ruh birlikte eğlenebildiği ama birlikte acısını paylaşamadığı ruha karşı
soğur. İnsan, karşısındaki insanın kendisini ne
kadar sevdiğini verdiği hediyelerle ölçmez
çoğu kere. Böyle durumlarda sınanır sevgi.
Ve insan sınanana kadar ne kadar sevildiğini
bilemez. Ne kadar sevdiğini de. Sevgi sınar
çoğu kere ve bazıları kaybeder çok azı da kazanır...
Bu günlerde kaybedenler çoğunlukta
görünüyor. Sanıyorum ki bir nedeni de
yanımızdakinin acısına duyarsızlaşmamız...
Hep eğlenceli bir şeylerin peşinden
koşmamız... Ve sadece kendimiz için yaşama
çabamız... Oysaki yanımızdaki olmadan yaşayamayacağımızı unutuyoruz.

You never let your down hair!

Aslında seni o kadar özlüyorum ki...
Ama olmayacağını da biliyorum...
Aramak, sormak istiyorum, yapamıyorum...
O cümlelerin aklıma geldikçe çıldırıyorum hala...

Senden uzaklaştığım akşam kuzenle birlikte oturuyorduk ve cep telefonum üzerinde  online eğitimdeydim. Sen defalarca aradın, müsait değilim diyorum gerzek diyorsun, işim var arayacağım seni diyorum gerizekalı diyorsun...
Bu ne hırs Bu ne celal!

You never let your down hair,
You never broke the ice.
You always have a chip on your shoulder.
A leopard can't change his spots as you know,