17 Eylül 2017 Pazar

Özlüyorum

İçime atıyorum gözyaşlarımı.
Sen dahil kimse görmesin diye!
Güçlü görünmek için.
Özlemimi bile belirtemeyecek kadar güçsüzüm aslında.
Kimseyi sevmeye yeltenemeyecek kadar güçsüz...
Hala seni sevecek kadar da...

Umutlarım var hala geleceğe dair seninle ilgili.
İçimde yaşadığım...
Kimselere söyleyemediğim.
Düşlerimde yaşadığım,
Yaşanmamış ve belirsiz olan günlerimde yaşadığım ve sadece mutlu olduğum düşler.


Özlüyorum... .
Ama söyeyemiyorum...

Yaşanmamış güzel günlerini sana vermek isterdim.

Yaşanmış olanları da birlikte gülerek geçmek!


23 Eylül 2015 Çarşamba

Nedenini sorma! Bende kalsın..

Birini düşündüğünüzde size sarfettiği cümlelerden, davranışlarından hem sinirinizin hoplaması hem de çok özlemiş olmanın verdiği, (ki hayatımda ilk defa gerçek anlamda birini özlüyorum ) tezat! Bu ne biçim bir duygu gelgitleridir anlayamıyorum.

Gerçekten çok ama çok özledim seni. Ama gelemiyorum. Gelmek istemiyorum. Aramak sormak istiyorum yapamıyorum. Seni bu kadar özleyeceğimi zannetmezdim be KÜÇÜK HANIM. 
Ama yine yapamayacağız, yine olmayacak. 

Hep söylerlerdi ya, severken ayrılmak. İşte bu! Çok sevip bir arada olamamak. Hiç dinlemedeğin müzikleri dinlemek. Aşkını düşünmek, hayatını düşünmek. Ahh küçük hanım ahh!!!

Bazı zamanlarda dualar ediyorum senin için. Çok mutlu ol inşallah diye. Sağlıklı ol diye... Sıhhatli ol diye... Kazadan beladan uzak dur, başına birşey gelmesin diye...

Belki de biriyle birliktesindir. Belki de mutlu ve heyecanlısındır. Bense kimseye yanaşmıyorum. Yanaşamıyorum...içimden gelmiyor ki! 


Ama pişmanlık yaşıyor musun dersen, evet yaşıyorum. 

Nedenini sorma! Bende kalsın...

Sen sadece mutlu ol.. Gerisi bende kalsın! 

21 Eylül 2015 Pazartesi

Ruh birlikte eğlenebildiği ama birlikte acısını paylaşamadığı ruha karşı soğur.

Bir adam arabasından inerken kaydı ve düştü, 
ayak bileği incindi. (Sonradan kırık
olduğu anlaşıldı.) Kapıda kendisini
karşılayan eşi arkadaşıyla konuşuyordu.
Adam canının yandığını, ayağının kırılmış
olabileceğini söyledi. Ama kadın “Aaa, öyle mi?” diyerek arkadaşıyla konuşmaya devam
etti, adam donakaldı... Hala donmuş
durumda, duygusu yok...
Bir başka adam babasının hasta olduğunu
öğrendiği için akşam babasına uğramak
istediğini söyleyince, eşi “Ama dışarıda
yemek rezervasyonumuz vardı.” cevabını
alınca üzüntüsünü içine attı...
Ve daha birçok örnek... Her gün
yaşadığımız, yaşattığımız... Kendimiz için önemli olan bir şeyi karşımız
için aynı önemde görmediğimiz onca olayın
içinde kalpler kırılıyor. İlişkiler can çekişiyor. Bazı önemli olaylar vardır, bunların
ıskalanması telafisi zor aralıklar koyar
insanların arasına. Sonra herkes unutmuş
gibi yapar. Bazen çaresizlikten, bazen de
durum acı verse de ilişkiyi bitirmek için
yeterince büyük görülmediğinden...
Ruh birlikte eğlenebildiği ama birlikte acısını paylaşamadığı ruha karşı
soğur. İnsan, karşısındaki insanın kendisini ne
kadar sevdiğini verdiği hediyelerle ölçmez
çoğu kere. Böyle durumlarda sınanır sevgi.
Ve insan sınanana kadar ne kadar sevildiğini
bilemez. Ne kadar sevdiğini de. Sevgi sınar
çoğu kere ve bazıları kaybeder çok azı da kazanır...
Bu günlerde kaybedenler çoğunlukta
görünüyor. Sanıyorum ki bir nedeni de
yanımızdakinin acısına duyarsızlaşmamız...
Hep eğlenceli bir şeylerin peşinden
koşmamız... Ve sadece kendimiz için yaşama
çabamız... Oysaki yanımızdaki olmadan yaşayamayacağımızı unutuyoruz.

You never let your down hair!

Aslında seni o kadar özlüyorum ki...
Ama olmayacağını da biliyorum...
Aramak, sormak istiyorum, yapamıyorum...
O cümlelerin aklıma geldikçe çıldırıyorum hala...

Senden uzaklaştığım akşam kuzenle birlikte oturuyorduk ve cep telefonum üzerinde  online eğitimdeydim. Sen defalarca aradın, müsait değilim diyorum gerzek diyorsun, işim var arayacağım seni diyorum gerizekalı diyorsun...
Bu ne hırs Bu ne celal!

You never let your down hair,
You never broke the ice.
You always have a chip on your shoulder.
A leopard can't change his spots as you know,



2 Eylül 2014 Salı

Ağzından çıkanı kulakları duymayan, sürekli normal söylenebilecek cümleleri sinirlenip bağırıp çağırıp söyleyen, söylediklerinin dahi ne olduğunun farkında olmayan, tamamen bencil bir insansın sen!

Bir insana paramda gözün var mı denir mi? Annene niye televizyon alıyorsunuz, bırak ablan alsın denir mi? Düğüne sizden kim gelip de takı takacak ki? denir mi? sen ne patavatsız görgüsüz bir insansın! Sonra da bu söylediklerini hatırlamıyorsun bile, ya da ben öyle söylemek istememiştim ki diyerek işin içinden çıkmaya çalışıyorsun. NE DEMEK BEN ÖYLE SÖYLEMEYE ÇALIŞMADIM Kİ! MAL MISIN SEN? Sen karşındakine gerizekalı de, sonra da aslında ben sana iltifat ettim de! SEN GERÇEKTEN KENDİNİN FARKINDA DEĞLİSİN! RUH GİBİ GEZİNİYORSUN ORATLIKLARDA. KENDİNİ TANIMIYORSUN Kİ KARŞINDAKİNİ TANIYASIN! BU NE HİDDET BU CELAL! yemek alırken bile bağırıp çağıran, isteklerini düzgün yolla dile getiremeyen bir mahlukat. Sonra da kalkmış 2 tane hediye alıyor diye ben çok iyi niyetli bir insanım dersin.

Bana  Biz kadınlar parası olan insana saygı duyarız dedin ya! O an bittin işte! Gidip kendine bir zengin bul ve ona saygı duy! Ben, bana param yokken de saygı gösterecek, insan gibi davranacak bir insan arıyorum. Yarın zengin olduğumda bana saygı duyma sakın!

SENİ ŞIMARIK, KENDİNİ BEĞENMİŞ, DENGESİZ, NE YAPTIĞINI BİLMEYEN, NE KONUŞTUĞUNU BİLMEYEN, ANLAYIŞI KIT, HİÇ BİRŞEYDEN ANLAMAYAN İNSAN!

Senden sadece bana düzgün davranmanı istedim. Ne saflığın, ne salaklığın , ne çocukluğun hiç biri umrumda değildi. Sadece insanlara insan gibi davranmanı, bağırmamanı söyledim.

Sense inadına yaptın. Natiulus'de verdiğim son şansı da kaybettin!

SENİ AHMAK!
ALLAH ŞİMDİ YOLUNU AÇIK ETSİN. UMARIM BENDEN BİR ŞEYLER ÖĞRENDİĞİNİN FARKINA VARIR VE UYGULARSIN DA MUTLU OLURSUN.



6 Şubat 2014 Perşembe

I never hit so hard in love


I came in like a wrecking ball

I never hit so hard in love

All I wanted was to break your walls

All you ever did was break me

Yeah, I just closed my eyes and swung

Left me crouching in a blaze and fall

All you ever did was break me

Yeah, you wreck me


25 Ocak 2014 Cumartesi

İsteklerinin sonu ve sınırı yok !

Sakinliğimi bozan cevapların,
Huzurumu bozan tepkilerin,
Aklının ermediği hareketlerin,
Çocukluğun,
Aptallığın....

Ben hayatımda senin gibi bir insan görmedim ! Olumsuz olarak söylüyorum.


Başka insanları sürekli kıskanıp onlar gibi olmaya çalışan, karakteri oturmamış !
Hediye edilen yüzüğün taşını küçük bulup, sahte büyük taşlı yüzüklere özenen !
Evlilik akabinde takıları evlilik teminatı olarak saklamayı düşünüp, daha evlenmeden ayrılırsak ayrılık teminatı olur diyen bir salak !
Durumum kötüyken, 5-6 ay ısmarlığı bir kaç bardak çayın, bir kaç paket sigaranın, yemeğin ve aldığı hediyelerin hesabını, seni düşünmemek lazım diyen bir zavallı! (Bu insan nişanlı ve cebinde beş kuruşu yokken, borçları varken dünya para harcayıp , çanta parfüm vs. alan, yemeklere , davetlere katılan bir gösteriş budalası )
Aile kavramının oturmadığı, kayınvalidene, kayınbabana hakaretlerinden belli oluyor. Aile kavramı mı ? Pardon karakter demek istemiştim!
Peki ya karşındaki insanı gerizekalı yerine koyup da, buluşmadan evvel, neredesin, çıkınca haber ver, gelmek üzere misin demelerinin aslında, bir başka kişiyle buluşup da seni onunla görmemem için kendini garanti altına alman hangi kategoriye giriyor ?

Ya bana yemin ederken, tatilde kimseyle birlikte, yemin ederim "oldum" demen neydi? Allah söyletiyor tabii !

Sen, önce eski sevgililerinin senin göğüslerin hakkındaki düşüncelerini yeni sevgiline nişanlına anlatma da...

Sen, anlayışsız, bencil, çocuk, karakteri yerleşmemiş, güleryüzlü, işi gücü eğlence, gezme tozma olan, gösteriş düşkünü, parfüm, çanta, alışveriş delisi ve gizli saklı işler yapmayı deli gibi seven bir salaksın!
Salak olarak gelmişsin ve salak olarak devam edeceksin!
Yolda yürürken, bir anda rahatsızlanıp adım atacak halim şu an yok dediğimde koş vapuru kaçıracağız diyip biraz evvel birşeyin yoktu haydi diye surat asıp uzaklaşan bir anlayışsızsın sen!

Peki bütün olayların başlangıcını hatırlıyor musun ?
Ben çok iyi hatırlıyorum !
ESKİŞEHİR'de sen gondola binemedik diye, sokakta ayaklarının üzerinde zıplayarak bana bağırıp ağladığın zamandı. Bunun üzerine fotoğraf makinemi kırdırmıştın bana! En çok da o fotoğraf makinasına acıdım şimdi.
Senin tepkilerine aşırı demek bile az klır.
Yılbaşında çok yorulduğum için uyuya kaldığımda, sen yine ağlamaya başlamışsın ve üzerine beni sarsarak uyandırmıştın! Sonra yine kavga etmiştik! İsteyerek uyumadım ki ! uyuya kalmışım. Güzellikle gelip de kulağıma aşkım diye fısıldasan da, bak beni yalnız bıraktın desen ben hemen uyanır özür dilerim zaten! ama sen ağlayarak, bağırarak birşeyleri direttiğinde sonuç koca bir karanlık oluyor, ki zaten hep böyle davranıyorsun.

Dışarıda insanlara karşı beni rezil etmekten başka birşey yapmadın bu güne kadar ! seninle övündüğüm hiç bir nokta yok!
Hatırlar mısın ? Ebru bey'lerle yemek yedikten sonra alışveriş merkezinden çıktığımızda, ışıklarda sen karşıya geçmeye çalışırken ben seni geri çekmiştim arabanın biri hızlı geliyor diye, sonra araba yavaşlayınca ben geçmek için yeltenmiştim seni de kolundan tutarak ama arabanın tekrar hızlandığını görünce tekrar geri çekmiştim.
Sen ne yapmıştın ?
Sen orada NE YAPIYORSUN ( KOLUMDAN TUTUPİ İLERİ GERİ İTTİREREK) BÖYLE BÖLYE DİYE AVAZIN ÇIKTIĞI KADAR BAĞIRMIŞTIN. Arkadaki insanlarda bize bakıp, daha doğrusu sana bakıp, şu bak be demişlerdi! Yine rezil etmiştin beni !

Nefes almadan konuşuyorsun ve bu seni karşındakine birşeyler anlattığına kendince ikna ediyor!
Yanılıyorsun! Bir kaç kelime kullanıp da sakince birşeyler anlatsan, hem insanlar seni kaile alacaklar hem de anlatmak istediğin şeyi anlatabileceksin ama taramalı tüfek gibi konuşup kendini ifade etmiyorsun.
Sen ifade özürlüsün!
Sen diyordun ya, ben ne boktan bir insanmışım diye! Evet! haklısın bu konuda! sana ilk defa katılıyorum :)
Seni ciddiye alan bir tek ben vardım. Senin her konuda iyi olmanı arzu eden ve sana sürekli nasihatlerde bulunan!
Ama ben yalnızım değil mi ? Evet Yalnızım. Yalnızlığı seçtim. İnsanların etrafımda ikiyüzlülüklerini, adiliklerlerini, şerefsizliklerini erkenden gördüğüm için yalnızım. Senin sevdiğin gibi, insan kalabalıklarının arasında, sadece eğlence adına paylaşımlarda bulunmaktansa, paylaşımlarda olacğaım 1-2 dostum değil, arkadaşım olsun yeter! Ben bana yeterim. Sen sana yetmezsin ! Sen kimseye yetmezsin !
Karşındaki insanların neleri sevip sevmediklerini öğren! ona göre davran bundan sonraki, sadece eğlence için birarada olduğun arkadaşların dışında olan arkadaşların için. Sakin ol ve sükunetini koru ! Benden sana eskiden seni seven ve şimdi senden nefret eden biri olarak yine de bir tavsiye !



Ama, şu var ki;

Üst üste telefonlarımı çaldırıp, seni meşgule aldığımda, yine defalarca aramaya devam eden, bu şekilde beni arama, ben müsait olduğumda seni ararım dediğimde ok diyen ve aynı şeyleri devam ettiren,
Patavatsızlıkta sınır tanımayan bir insan olarak sen hep haklı oluyorsun!
Çünkü ben seni 5*** defa uyardıktan sonra artık insanda nefes bırakmyorsun ve sana tahammül edilemiyor!
Mallıklarına bir son ver ve insan ol biraz. Güleryüzlülükle insan olunmuyor! İnsanları, bulundukları durum içerisinde değerlendirerek, onların ne gibi zorluklar yaşadıklarının farkında olarak, karşındaki insanın borclarından bıkmış halde olduğunu bilerek sürekli kendinin bu borçlardan sıkıldığını söyleyerek, karşındakini 100 kat daha fazla borçları düşünmeye zorlayan bir insandan kimseye hayır gelmez !
Ne şu an mutlu olabilirsin, ne yarın, ne de daha sonra !
Sen ömrün boyunca mutsuz olacaksın! ÇÜNKÜ İSTEKLERİNİN SONU VE SINIRI YOK Sayın Küçük Hanım!
Ama benim borcumun sınır var! ve elbet bitecek...
ALLAH beni senden korumuş!